BEST OF LAZ

  • Lazın Amerika'da oğlu olmuş, ismini ne koymuş ?
    - Basic
  • Karadenizdeki ayakkabıların içinde ne yazıyormuş ?
    - Önce parmaklar
  • Karadenizdeki kola şişelerinin altında ne yazıyormuş ?
    - Diğer taraftan açınız .
  • Laz yolda senet bulmuş, ne yapmış ?
    - Gitmiş ödemiş
  • Laz bu sefer yolda yüklü bir senet bulmuş, ne yapmış ?
    - Yurtdışına kaçmış...
  • Laza sormuşlar " Güzel mi olmak istersin, yoksa çirkin mi ? " diye,
    Laz : " Güzellik geçicidir."
  • Beş Laz bir ineği nasıl sağar ?
    - Biri ineğin memesini tutar, diğer dördü ineği yukarı aşağı indirir ve kaldırırlar.
  • Laz duş yaptıktan sonra ne yapar ?
    - Islak elbiselerini çıkarır.
  • Laz yürüyen merdivendeyken elektrikler kesilmiş, Laz iki saat mahsur kalmış.
  • Lazlar ağaç dikiyorlarmış. Başlarındaki görevli ise Lazlara :
    - Yeşiller yukarı, yeşiller yukarı !
  • Laz işçilere neden en fazla on dakika mola verdirirler ?
    - Daha uzun mola verirlerse ne iş yaptıklarını unuturlar.
  • Laz niye yazı yazarken eldiven takar ?
    - El yazısı tanınmasın diye.
  • Laz kola otomatiğine gitmiş, para atıp düğmeye basmış ve kolasını
    almış. Bir para daha atmış, yine düğmeye basmış ve yine kolasını almış.
    Bunun üzerine heyecanla arkadaşlarının yanına gitmiş ve :
    -- Çabuk bütün bozuk paralarınızı verin, bugün şansım çok iyi !
  • Laz ile arkadaşı konuşuyorlarmış :
    - Nasıl, iş bulabildin mi ?
    - Elbette, altımda 1500 kişi çalışıyor.
    - Vay canına ! Ne işi bu ?
    - Mezarlık bekçisiyim.
  • On Laz denizci boğulmuş. Neden ?
    Denizaltıları bozulunca ittirmeye kalkmışlar.
  • Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün
    tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre.
    Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
    - Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ?
    - Ben yine iyi çalışıyorum
    - İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın.
    - E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı.
  • Lazlar kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş :
    - Temel, ineklerinden pipo içen var mı ?
    - Yok
    - O zaman ahırın yanıyor.
  • Temel ve İdris sahilde gezinirken Temel'in kafasına martı sıçmış.
    Temel :
    - Mendilin var mı ?
    - Var da, ne yapacaksın ? Martı çoktan uzaklaştı.
  • Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve : Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar : Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz.
  • Adamın biri Karadeniz'i gezerken bakmış bir köyde bütün koyunlar üç bacaklı. Merak etmiş ve arabasından inip çobana sormuş niye koyunlar böyle diye. Bunun üzerine çoban : -" Canımız her paça istediğinde koca koyunu kesecek değildik herhalde"...
  • Adamın biri yine Karadeniz'i gezerken bakmış bir tepenin üzerinde
    Lazlar dans ediyor ve ara sıra aralarından birini tepeden aşağı atıyorlar.
    Adam korka korka Lazların yanına yaklaşıp sorar : - Pardon ama ne yapıyorsunuz ?
    Kör müsün da, Temel atma töreni yapıyoruz.
  • Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış :
    - Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi ?
    - Evet kayığa işaret koydum
    - Aptal ! ya bugün  başka kayıkla balığa çıkarsak ?!
  • Savaşta Lazlar düşmana el bombası atıyorlarmış.
    Düşmanda bu bombaların pimlerini çekerek geri Lazlara atıyorlarmış.
  • Rizeli ve Trabzonlu iki aile at yetiştirirlermiş. Bir tanesi beyaz at, diğeri siyah at yetiştirirmiş. Günlerden bir gün aralarındaki gizli rekabet öyle bir hale gelmiş ki, bir engelli yarış düzenlemeye ve kozlarını paylaşmaya karar vermişler. Kaybeden ailenin insan içine çıkması mümkün değil. Neyse, yarış günü gelmiş herkes orada. Atlardan beyazına Kayserili jokey, siyahına Trabzonlu jokey biniyor. Yarış başlamış, müthiş bir heyecan. Son engele kadar başa baş gitmişler ve tesadüf bu ya son engelde iki at da takılmış ve jokeyler yere düşmüş. Daha çabuk toparlanan Trabzonlu jokey hemen ata binerek bitiş çizgisini geçmiş ve sevinç içinde ailesine doğru ilerlemiş, fakat ailede suratlar asık. Trabzonlu jokey buna bir anlam verememiş ve sormuş :
    - Niye öyle bakıyorsunuz yarışı kazandık işte ?
    - Salak !! Yanlış ata bindin !!
  • Lazların atölyesinde bir iş kazası olmuş ve bir Lazın parmağı kopmuş.
    Lazlar hemen ilk yardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah :
    - Güzel, parmağa birşey olmamış. Hasta nerde ?
    - Ne hastası ? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu ?
  • Lazın kulağı kopmuş bu kez hastaneye hem kulağı hem de Lazı yetiştirmişler.
    Cerrah kulağı almış ve dikmek için hazırlıklara başlayacakken Laz yattığı yerden seslenmiş :
    - Bu benim kulağım değil. Benimkinin arkasında kalem vardı.
  • Adam melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan bir başka adam görmüş ve yanına giderek :
    - Afedersiniz, siz Laz mısınız ?
    - Evet, neden sordun ?
    - Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da.
    - Ne olmuş yani ?! Sen kıçın kaşınınca pantolonunu mu çıkarıyorsun
  • Laz odanın içinde zıplıyormuş. Arkadaşı sormuş :
    - Ne oldu, ne yapıyorsun böyle ?
    - Öksürük şurubu içtim.
    - Niye zıplıyorsun peki ?
    - Sorma şişenin üzerinde iyice çalkalayın yazıyormuş, ben farketmemişim.
  • Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahı Laza doğrultup :
    - Çabuk kasadaki her şeyi ver !
    - Özür dilerim, reçetesiz hiçbir şey vermiyoruz.
  • Laz falcıdan çıkmış ve arkadaşına gayet sinirli :
    - Bu falcıda iş yok
    - Niye ?
    - Kapıyı vurunca " Kim o ? " dedi.
  • Laz ve arkadaşı sinemaya gitmişler. Filmin bir yerinde bir at yarışı sahnesi varmış. Tam yarış başlayacakken arkadaşı Lazın kulağına eğilip :
    - Gel iddiaya girelim. Ben derim ki yarışı beş numaralı at kazanacak.
    - Peki girelim.
    Ardından yarış başlamış ve hakikaten beş numaralı at yarışı kazanmış.
    Filmden sonra dışarı çıkan Laz ve arkadaşı konuşurlarken, arkadaşı Laza :
    - Ulan ben sana oyun oynadım. Benim bu filmi ikinci görüşüm, beş numaralı atın yarışı kazanacağını biliyordum.
    - Benim de bu filmi ikinci görüşüm ama nerden bileyim aynı atın üst üste
    iki kere yarışı kazanacağını?
  • Laz baba oğluna parmakları öğretiyormuş. Başlamış adlarını saymaya :
    - Bu başparmak, bu işaret parmağı, bu ortaparmak, bu yüzük parmağı, bu serçeparmak. Öğrendin mi ?
    - Öğrendim baba
    Bunun üzerine Laz baba bir yandan elini bilekten sağa sola sallarken. Bir yandan da :
    - Hadi bakalım, karıştırıyorum. Şimdi söyle.
  • Laz otobüs muavini olmuş ve yolculuk öncesi kaptan şoför Laz muavini arka sinyal lambalarını kontrol etmek için otobüsün arkasına yollamış ve çalışıp çalışmadığını söylemesini istemiş. Bunun üzerine otobüsün arkasına giden Laz muavin oradan bağırmaya başlamış :
    - Çalışıyor, bozuldu, çalışıyor, bozuldu...
  • Aynı otobüs bu kez bir su birikintisine gelmiş ve şoför lazı suyun derinliğini ölçmek üzere yollamış. Laz birazdan gelmiş ve suyun hiç derin olmadığını ve rahatlıkla geçebileceklerini söylemiş. Otobüs suya girmiş ve batmış. Millet canını kurtarıp kıyıya çıktıktan sonra lazı karşılarına alıp hesap sormuşlar :
    - Hani su derin değildi !
    - Ben ne bileyim. Ben gittiğimde bir ördek yüzüyordu ve su ancak beline gelmişti

 

  • Laz gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş. İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
    - Hoş geldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
    - Üniversite mezunu değilim.
    - Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
    - Yabancı dil bilmem.
    - Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
    - Pazarlama konusundan anlamam.
    - O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
    - Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.
  • Laz sinema gişesine gitmiş ve :
    - Bir giriş ve bir de çıkış bileti lütfen.
    -
  • Lazın oğlu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmiş. Babası durumu görünce sormuş :
    - Ne oldu ?
    - Matematik dersinden zayıf aldım.
    - Niye ?
    - Öğretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim.
    - E oğlum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin 5 eder. 6 nereden çıktı ?
  • Lazlar Amerika'ya gitmeye karar vermişler ama bir türlü vize alamamışlar
    Bunun üzerine yüzerek gitmeye karar vererek Karadeniz sahillerinden atlamışlar denize. Aradan aylar geçmiş ve bir gün nihayet Amerikan Özgürlük Heykeli gözükmüş ufukta. Tam o anda içlerinden biri :
    - Siz devam edin. Ben kesildim, dönüyorum.