YAŞLI MARANGOZ

 Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti.  İşveren müteahhidini, çalıştığı konut yapım işinden  ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha  özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle  aldığı maaşını elbette özleyecekti. Emekli olmak  ihtiyacındaydı, ne var ki. Mütahhit iyi işçisinin  ayrılmasına çok üzüldü. Ve ondan, kendine bir  iyiylik olarak, son bir ev yapmasını rica etti.  Marangoz kabul etti ve işe girişti, nevar ki  gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle bir son vermek ne talihsizlikti. İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi, "sana benden hediye". Marangoz şoka girdi. Nekadar utanmıştı. Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! Ozaman onu böyle yaparmıydı? Bizim içinde bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da şoka girerek kendi kurduğumuz evde yaşayamayacağımızı anlarız.Eğer tekrara yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne varki geri dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar yada duvar dikersiniz. "Hayat bir kendin yap tasarımıdır", demiştir biri. Bugün yaptığımız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun. UNUTMAYIN...
Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın, Hiç incinmemiş gibi sevin, Kimse izlemiyormuş gibi dans edin......

ARKADAŞ

Vietnam'da savaştıktan sonra sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır.San Francisco'dan ailesini aradı Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden birşey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum. Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz,diye Cevapladılar.. Oğulları, Bilmeniz gereken birşey var diye devam etti. Arkadaşım savaşta ağır yaralandı. Bir mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, ve onun gelip bizimle kalmasını istiyorum. Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz. Hayır. Anne, baba, onun bizimle yaşamasını istiyorum. Oğlum, dedi babası, Bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur. Bizim kendi hayatimiz var, ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır. Oğlu o anda telefonu kapattı. Ailesi ondan bir süre haber alamadı. Ama birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne-baba hemen San Francisco'ysa uçtular ve Oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar, ve bilmedikleri bir şey daha öğrenince dehşete düştüler: Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı. Bu hikayedeki aile de bir çoğumuz gibi. Güzel olan yada birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay, ama bize rahatsızlık veren yada yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevmiyoruz. Bizim kadar sağlıklı, Güzel yada akilli olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyoruz. Neyseki, bize bu şekilde davranmayan biri var. Biz ne kadar bozulmuş olursak olalım, bizi sonsuz ailesinin yanına çağıran şartsız sevgiyle seven biri. Bu gece, uyumadan önce, insanları olduğu gibi kabul edebilmemiz ve bizden farklı olanlara karşı daha anlayışlı olabilmemiz için gereken gücü vermesi için Allah'a kısa bir dua edelim. Kalbimizde Arkadaşlık adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya Nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve Arkadaşlığın Allah'ın en büyük armağanı olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip sarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin....

SEVGİ'Yİ DAVET EDİN

Bir kadın evinden çıktı , evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan 3 yaşlı adam gördü. Onlara: "Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız. Lütfen evime buyurun ve birşeyler yiyin." dedi. "Kocaniz evde mi?", diye sordular. "Hayır", dedi,kadın. "Dışarıda." "O zaman giremeyiz", dediler. Akşam olunca kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı. Kocası:"Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et", dedi. Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamları davet etti. "Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler. Kadın: "Neden?" dedi. Yaslı adamlardan biri cevap verdi: "Onun adı 'Zenginliktir", dedi arkadaslarından birini göstererek. Ve bir diğerini göstererek "Onun da adı'Başarı'dır, ve ben de 'Sevgiyim." Ve ekledi:"şimdi eşinle konuş ve hangimizi evinize davet edeceğinize karar verin", dedi. Kadin eve girdi, olanları kocasana anlattı. Kocası çok sevindi. "Ne kadar harika", dedi. "Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimizi zenginlikle doldursun", dedi. Kadın:" Neden başarıyı davet etmiyoruz? dedi. O sırada onları dinlemekte olan kızları: "Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mı?", diye sordu. "O zaman evimiz sevgiyle dolar." Adam:"Bence kızımızın tavsiyesine uyalım", dedi. "Dışarı çık ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi. Kadın dışarı çıktı ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalktı ve eve doğru yürümeye başladi. Diğer iki arkadaşı da kalktı ve onu takip ettiler. Kadın büyük bir şaşkınlıkla: "Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?", diye sordu. Yaşlı adam cevap verdi: "Eğer siz Zenginlik veya Başarıyı davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık, ama siz beni (Sevgiyi) davet ettiğiniz için, ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle gelir." Her nerede sevgi varsa, başarı ve zenginlik de vardır. Bu hikayeyi sevdiğiniz herkesle paylaşarak, siz de Sevgiyi davet edin.